Demokrasi versus Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker

Written by Hünkar Güler on . Posted in Hunkar Guler

Emri bil marufİslam şeriatının temel ahkamı ve müslümanların görevlerinden biri olan Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker (iyiliğin emredilmesi ve fenalığın yasaklanması) yerini Batı medeniyetinin pagan-putperest köklerinin yeşerdiği demokrasinin toplumsal algı biçimi olan ''yaşam şekline saygı'' anlayışına bırakmaktadır. Bu hastalıklı anlayış Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'in içini boşaltarak İslami değerlerin toplumsal tasfiyesine yol açmakta ve mü'minleri kendi içlerinde yalnızlaştırmaktadır. Ne gariptir ki bu hastalığın dermanı yine Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'in kendisidir. İslami değerlerin Batı kültürüyle ikame edilmesi bir erin veya bir ülkenin silahlarıyla birlikte düşmana teslim olmasından farkı yoktur. Makalede, demokrasi ve Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker kavramları açıklandıktan sonra demokrasinin bayraklaştırdığı ''yaşam şekline saygı''nın İslami düşünceye ne denli yabancı olduğu üzerinde durulacaktır.

Demokrasi, Fransızca ''démocratie'' kelimesinden Türkçe'ye geçmiştir. Kelimenin kökü Yunanca ''dimokratia'' (δῆμος, yani dimos, halk zümresi, ahali + κράτος, yani kratos, iktidar) kelimesinden türemiştir1. Demokrasi, kökleri Eski Yunan'da asılı duran ve tarihi süreç içinde gelişen ve meyvelerini 20. yy'da vermeye başlayan bir kavramdır. Bugün, demokrasi; toplumsal yaşam ve hukuk karşısında bireylerin eşit haklara sahip olmasını ifade etmekte ve Cumhuriyetle idealize edilerek bir yönetim biçimine dönüşmektedir. Avrupa başta olmak üzere Batılı ülkeler tarafından İnsan Hakları ve Hukukla zeminini genişleten demokrasi; siyasal, toplumsal ve iktisadi gelişmişlik düzeylerinin belirlenmesinde de ana faktörlerin başında gelmektedir. Batılı ülkeler tarafından dayatılan demokrasi günümüzün hakim paradigmasıdır ve alternatif yönetim biçimlerini değişime zorlamaktadır.  

Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker şeriatın emrettiklerinin yapılması ve yasakladıklarından ise uzak durulmasını ifade etmektedir. Cumhurun (alimlerin çoğunluğu) görüşü bu görevin müslümanlar için farz-ı kifaye2 olduğu yönündedir. Bununla birlikte, özellikle günümüzde dinimizi terörle anılması ve insanlığa kötü tanıtılması ve müslüman ebeveynlerden dünyaya gelmekle birlikte dinin öğrenilememiş olması bunu her müslüman için farz-ı ayna3 dönüştürmektedir. Bu zaviyeden bakınca bir müslümanın olaylara ''banane'' ve ''sanene''ci yaklaşması, ''bana dokunmayan yılan bin yaşasın'' veya ''her koyun kendi bacağından asılır'' mantığıyla hareket etmesi söz konusu değildir. Hz. Muhammed (sav)'in her hali Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker üzerineydi ve Kur'an-ı Kerim'de bu konu hem geçmiş ümmetler hem de müslümanlar için sıklıkla zikredilmektedir. Aşağıda Kur'an-ı Kerim ışığında  Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker açıklanmaktadır:

   ''Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır'' (Al-i İmran, 104),

   ''Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a iman edersiniz. ... '' (Al-i İmran, 110),

   '' ... Onlar, Allah'a ve ahiret gününe inanırlar. İyiliği emrederler. Kötülükten men ederler, hayır işlerinde birbirleriyle yarışırlar. İşte onlar salihlerdendir.'' (Al-i İmran, 113 -114)

   ''İsrailoğullarından inkar edenler, Davud ve Meryemoğlu İsa diliyle lanetlendi. Bu, onların isyan etmeleri ve hadlerini aşıyor olmalarından ötürüydü. İşledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini vazgeçirmeye çalışmazlardı. Yapmakta oldukları ne kötüydü!'' (Maide, 78-79),

   ''Onlar, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de yazılı buldukları Resule, o ümmî peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. ...'' (Araf, 157),

   ''Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü emredip, iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; Allah da onları unuttu. ...'' (Tevbe, 67),

   ''Onlar öyle kimselerdir ki, şayet kendilerine yeryüzünde imkan ve iktidar versek, namazı dosdoğru kılar, zekatı verir, iyiliği emreder ve kötülüğü yasaklarlar. ...'' (Hac, 41),

   "Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. ...'' (Lokman, 17)

Ayetlerden anlaşıldığı üzere salihlerden olup rıza-i ilahiye nail olma ve kurtuluşa erme  Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'e bağlanmakta ve bundan dönenlerin Allah'ı unuttuğu gibi Allah'ın da onları unuttuğu belirtilmektedir. Aşağıdaki Hadis-i Şerifler de konunun açıklanmasına yardımcı olmaktadır:

   ''Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.'' (Muslim, İman, 78)

   ''Nefsimi, kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten men edersiniz, ya da Allah tarafından üzerinize bir bela gelir, sonra (kalkması için) Allah’a dua edersiniz ama Allah (c.c.) dualarınızı kabul etmez'' (Tirmizi, Fiten, 9),

   ''Siz iyiliğin tamamını işlemezseniz dahi iyiliği emrediniz. Siz kötülüğün tamamından sakınmasanız dahi kötülükten sakındırınız." (Taberani)4

Yukarıdaki hadislerden de anlaşılacağı üzere herkes kabiliyet ve istidadına göre Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker yapacak, kendindeki eksiklikleri görüp hayıflanarak kesinlikle Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'den dönmeyecektir. Yine duaların kabulü da Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'e bağlanmaktadır. Bugün farz-ı kifaye'den farz-ı ayn'a dönüşmüş olan Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker'in nasıl yapılması gerektiğini aşağıdaki ayetler net bir şekilde açıklamaktadır:

   ''Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. ...'' (Bakara, 256)

   (Ey Muhammed!) Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. ... (Nahl, 125)

   "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır. Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar." (Taha, 43-44)

   ''İçlerinden zulmedenler hariç, Kitap ehli ile ancak en güzel bir yolla mücadele edin ve (onlara) şöyle deyin: 'Biz, bize indirilene de, size indirilene de inandık. Bizim ilahımız ve sizin ilahınız birdir (aynı ilahtır). Biz sadece ona teslim olmuş kimseleriz.'" (Ankebut, 46)

Son söz olarak demokrasilerde toplumsal düzen katı bir güvenlikle tesis edilirken, İslam'da toplumsal düzenin sigortası Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker olmaktadır. Demokrasilerde hukuk şemsiyesi altında birey toplumu; toplum bireyi tüketirken, İslam'da Emr-i Bi'l Ma-ruf ve Nehy-i Ani'l Münker dayandığı Kur'an ve Sünnet ışığında birey ve toplumu korumaktadır. Demokrasinin şiarı olan ''yaşam şekline saygı'' müslümanlar arasına sokulmuş sinsi bir fitnedir ve bu fitneyle baş edilmediği/edilemediği takdirde bu fitne bir kurt gibi İslam şeriatını ve toplumsal düzeni fesada uğratma potansiyeli taşımaktadır.

__________________________

1. Büyük Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_bts ve Vikipedia, http://tr.wikipedia.org/wiki/Ana_Sayfa
2. Müslümanların bir kısmının yapmasıyla diğerlerinin üzerinden sorumluluğun kalktığı farzlardır.
3. Müslümanların bizatihi olarak yapmakla mükellef oldukları farzlardır.
4. http://www.sorularlaislamiyet.com

Selam ve Duayla.

Hünkar Güler

Sitede yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur.

Twitter Bubbles

No tweets found.