Dua

Written by Yilmaz Kilicaslan on . Posted in Yilmaz Kilicaslan

DuaDinimizde DUA, insanın Allah karşısında aczini itiraf edişi, sevgi ve ta’zim duygularla Allah’tan yardım dilemesini ifade eder.

Aslında dua, zikirdir, ibadettir ve kulun Allah’la arasında kurduğu bir köprüdür.

Dua, sadece zor durumlarımızdaki yakarışımız değil, tüm zamanlarda Allah’a olan bağlılığımızın kulluk görevinin bir parçasıdır.

Nitekim Kur’an’da: “Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” buyrulmaktadır. Yine birçok ayette canlı cansız bütün varlıkların Allah’ı tesbih ettiği bildirilmiştir. İnsandaki dini temayül ve Allah’a yöneliş de fıtridir yani yaradılışında vardır.

 

Başka bir ayette (Bakara Suresi 186):

Rabbimiz: “Ben yakınım, biri benden bir şey istediğinde onun duasına karşılık veririm” buyurmuştur.

Sağlık ve psikolojik açıdan bakarsak dua, insan üzerinde büyük etkilere sahiptir. İnsanlari tedavi etmede dahi kullanılmıştır.

İnsan yaptığı dua neticesinde büyük bir rahatlama ve huzur hisseder. Sanki üzerine düşen görevlerden birini yerine getirmenin sevinc ve hazzini alir. Hatta yüzünde bir tebessum ve bir mutluluğa vesile olur.

BEDDUA

Beddua, bir sebepten dolayı herhangi bir kimse hakkında kötümser istek ve temennide bulunmak, hayır duasının tam tersidir.

İnsanın, kendisi veya başkaları aleyhinde “Allah kahretsin, Allah belanı versin, Allah evlerine ateş düşürsün, Allah yuvalarını başlarına yıksın” gibi ifadelerle yaptığı yakarışlara denir. Lanet okumak, ayrıca Allah’ın rahmetinden yoksun kalınmasını dilemekle aynı anlamı taşır.

Peygamber efendimiz, diğer bazı Peygamberler gibi kavimlerine genel bir beddua etmemiş ama muayyen günahları işleyenleri lanetlemiştir. Müslumanlara eziyetle muamele eden kişinin direk şahsina karşı bir beddua söz konusudur.

"ولا تزر وازرة وزر اخرى"

"Hickimse bir baskasinin sucuyla sorumlu tutulamaz"

Kur'an-ı Kerim’de 5 ayette bu çok açıklayıcı bir şekilde izah edilmiştir.

Ayetler;

Al-Anaam suresi 164.ayet,
Al-Isra suresi 15.ayet,
Fatir suresi 18.ayet,
Az-Zumar suresi 7.ayet,
An-Najm suresi 38.ayet.

İslami ilimlere sahip bir şahsın herhangi bir zat üzerine kişinin şahsından başka tüm aile bireylerini hedef alan bir beddua girişimde bulunması o sahsın ilme ne kadar hakim olduğunun belirleyici bir kanıtıdır.

Konu üzerine bir alıntıyı nakletmekte gerek duyuyorum. Kesinlikle söylenenlere tamamen katılıyorum lakin ne yazık ki insanin söyledikleriyle yaptıkları bazen birbirini tutmayabilir.

"Kıymetli Hocamız her zaman “Biz muhabbet fedaileriyiz; husumete vaktimiz yoktur bizim. Başkaları bin türlü husumet gösterseler ve husumetin bin türlüsünü bir anda çektirseler de düşmanca tavrın tekiyle bile olsa mukabelede bulunmayı düşünmeyiz. Geçeceğimiz yollara diken atan, önümüze çukurlar kazan insanlardan birini bir yerde kuyuya düşmüş görsek, yine ellerinden tutar, kaldırırız. Biz en zor günlerde, en amansız şekilde düşmanlık yapanlar hakkında bile tel’ine ve bedduaya ‘âmin’ demedik, kimseye lânet ve kahriye okumadık. Belki onlar hakkında en acı tercihimiz, onları Allah’a havale etme şeklinde oldu.” demiş ve hep bu çizgide hareket etmiştir." (F. Gulen. Zaman gazetesi 26 aralik 2013)

Allah hepimizi dua eden ve arkasından dua edilen kullarından olmayı nasip etsin.

Yılmaz Kılıçaslan

Sitede yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur.

Twitter Bubbles

No tweets found.