Yanliş Tercih Yoktur

Written by Ahmet Guney on . Posted in Ahmet Guney


Tercih etmek, bir şeyi diğerine yeğlemektir.

Yeğlemek, sahip çıkmaktır. Gönlü hoş tutmaktır. Kendi kendini üzmemektir. İnsan asla kendini üzecek kararlar almaz.

Hayat, tercihler üzerine kurulmuş, yanlış seçeneği olmayan iki seçenekli bir sorudur. Yanlışlar başkalarına göredir. Biz hep doğru olanı yaparız. Yaptığımız doğrular, bir gün bizim için de yanlış hale gelebilir. Fakat, seçeneği işaretlediğimiz dakika itibari ile doğru olanı yapmışızdır.

Soruların ardı arkası kesilmez. Kişiye, zamana ve yere göre çeşitlenir. Okumak mı, iş hayatı mı? Evlenmek mi, kariyer mi? Sıla mı gurbet mi? Eğlenmek mi çalışmak mı? Takva mı ruhsat mı? Çocuğum mu işim mi? Sohbet mi televizyon mu? Karım mı annem mi? Uyumak mı çalışmak mı? Tamir etmek mi görmezden gelmek mi? Yemek mi yememek mi? Harcamak mı biriktirmek mi?

Aldığımız kararın içimize sinmesi veya sinmemesinin çok fazla bir önemi yoktur çünkü karar almışsak bizi mutlu edecek seçeneği tercih etmişiz demektir. Doğruluğu yanlışlığı tartışılabilir. Ama kime göre tartışılabilir. Çünkü doğrular nispidir. Bu haliyle üç tür doğrudan bahsedebiliriz: benim doğrularım, başkalarının doğruları, Allah’ın doğruları.

Benim doğrularım, adaletin en ilkel boyutuyla yaklaşır hayata. Ziyadesiyle bencildir. Asla yanlışı tercih etmez. Fedakâr değildir, hazcıdır. Hayatta karşılaşılan sorunlar, bu boyutta insanı hüsrana sürüklemez. Geçici bile olsa mutlu eder, ayakta tutar. O anın doğrusu ne ise onu seçer. Geniş zamanlarda, gelecek zamanlarda dolaşmaz, hüküm beyan etmez.

Benim doğrularım, hep bana hizmet eder. Canım bir şey isterse yerim. Birisini unutmak istiyorsam unuturum. Birisini sevmek istiyorsam severim. Ne severken ne de unuturken karşıdakine sormam. Özellikle küçük hesapların peşine düşerim. Çünkü beni, bizden ayıran küçük hesaplardır. Başkaları bu halimi yerebilir, lâkin ben ne yaparsam yapayım, beni mutlu etmekten başka bir şey yapmam.

Başkalarının doğruları, adaletin modern halidir. Modern, gelişmiş anlamına gelmez. Modern; çağdaş, çağa uygun demektir. Başkalarının doğruları, insanı yerel ve yöresel yapar. Doğrular, bu sefer topluma nispet edilir. Kişi, başkalarının eliyle kendi kendine kültürlenir, başkalarının eliyle adaletlenir.

Haliyle, bugünün doğrusu başka, dünün doğrusu başka, yarının doğrusu bambaşkadır. Yine buranın doğrusu böyle, oranın doğrusu öyledir de öbür diyarın doğrusu öyle böyle değildir. Kişi, bir karar vermeye görsün her kafadan farklı bir ses çıkar. Sosyal baskı, mahalle de olsa metropol de olsa insanı hırpalar. Ta ki modern, çağdaş bir karar verilsin, örfün prangası hem ayaklara hem de ellere vurulsun.

İnsan, bükemediği bileği öper. Acı çektiren mercie saygı duyar ve kendisini o makama ait hisseder. Başkalarının doğruları böyledir; insanı mutlu eder. Bütün hayatını farklı olduğunu ispatlamaya çalışarak geçiren adem, diğer ademler gibi olduğu için mutludur artık. Bir yanda sırtına dağlanmış “sen de bizdensin” mührü, diğer yanda bas bas bağıran “ben sizin bildiğiniz ben değilim” dürtüsü.

Allah (cc)’ın doğruları, bana, sana, bize, size veya onlara göre göstermez kendini. İnsana şah damarından daha yakın olan, insanın içinden geçirdiklerini bile bilen, kalpleri evirip çeviren Allah (cc), sonsuz adalet sahibidir. O, insanı insana bırakmaz. O, insanı, ne kişinin kendisine, ne de başkasına emanet etmez. O’nun merhameti bambaşkadır, bağışladığı kabahatleri insan havsalası almaz. Bağışlamakla  da kalmaz, Settar’dır, örter, gizler insanların kabahatlerini.

Allah’ın doğruları, huzurdur; bana veya başkalarına tuhaf gelecek bir husus dahi olsa, sonunda mükafata ulaşacak olmanın huzuru vardır. Allah’ın doğruları garantidir. Zül Celali vel İkram, insanoğlu gibi değildir, yapmayacağı şeyleri söylemez. O sebepledir ki Allah’ın doğrularını tercih etmek, cennette vaat edilen köşklerin tapusuna imza atmaktır.  Yüce yaratıcı Şafi’dir; O’nun reçetesiyle şifa aramak, sıhhatten başkasını getirmez. Allah (cc), Selam’dır, O’nun doğrularını tercih etmek, ebedi huzur ve esenlik demektir.   

Velev ki insan, başkalarının hakkı heybesindeyken Cebbar ve Kahhar olan Rabbinin huzuruna çıkmasın.

İnsan, yaptığı tercih ne olursa olsun kendisini mutlu edeni seçer. O haliyle de bencildir, nefsine düşkündür aslında. Benim doğrularım, bana hizmet eder, başkalarını yok sayar, orta vadede beni yarı yolda bırakabilir. Başkalarının doğruları ise bize hizmet eder. Herkes mutlu olur. Araya yanlışlar sıkışabilir, fakat başkaları bu yanlışları doğru sandığı için ben de o yanlışların arasında kaynar giderim. Hayat, çekilir bir hale gelir böylece. Allah’ın doğruları ise bize bizden daha iyi hizmet eder. Allah (cc), bizim bildiklerimizin üstüne bilmediklerimizi de koyarak bizi bizden korur, ebedi saadetin kapılarını açar.

Hülasa, yanlış tercih yoktur. Tercihlerin ömrü vardır. Tercih var ki anı yaşatır, tercih var ki ömrü yaşatır, tercih var ki ömrü cebine koyar ruhu yaşatır.


Ahmet Güney

Sitede yayınlanan köşe yazılarından yazarları sorumludur.

Twitter Bubbles

No tweets found.